Türk Bankacılığında Uyum Faaliyetleri

İç kontrol ile ilgili uluslararası kabul görmüş ve bir çok düzenlemeye temel teşkil etmiş olan The Committee of Sponsoring Organisations of the Treadway Commission (COSO) modeline göre işletme bünyesinde oluşturulacak iç kontrol sisteminin; faaliyetlerin etkililiği ve verimliliğini, finansal raporlamanın güvenilirliliğini, ilgili yasalara ve düzenlemelere uygunluğunu sağlamak şeklinde üç temel amacı söz konusudur. Görüldüğü üzere bu modelde iç kontrolün üç temel amacından birisini “faaliyetlerin yasal düzenlemelere uygunluğunu sağlamak (uyum)” oluşturmaktadır.

5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na dayanılarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından hazırlanan ve 1 Kasım 2006 tarihinde yürürlüğe giren İç Sistemler Yönetmeliği’nin 14. maddesine göre banka bünyesinde oluşturulacak iç kontrol sisteminde yer verilmesi gerekli en önemli iç kontrol faaliyetlerinden birisi de “uyum” kontrolleridir. İç Sistemler Yönetmeliği’nin 18. maddesinde uyum kontrolleri üzerinde durulmuş olup, bu hükümlere aşağıda yer verilmiştir.

(1) Uyum kontrolleri vasıtasıyla, bankanın gerçekleştirdiği ve gerçekleştirmeyi planladığı tüm faaliyetlerin ve yeni işlemler ile ürünlerin Bankacılık Kanunu ve ilgili diğer mevzuata, banka içi politika ve kurallar ile bankacılık teamüllerine uyumunun sağlanması hedeflenir. Kanun ve ilgili diğer mevzuat ile banka içi politika ve kurallardaki değişiklikler hakkında, banka personelinin en kısa sürede bilgilendirilmesi sağlanır.

(2) Uyumun kesintisiz kontrolü, iç kontrol birimi veya uyum kontrolüyle görevlendirilecek ve iç kontrol birimi ile aynı iç sistemler sorumlusuna bağlı olarak çalışacak bankanın diğer faaliyetlerinden bağımsız olarak örgütlendirilecek bir birim tarafından gerçekleştirilir.

(3) Yeni ürün ve işlemler ile gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetler için yönetim kurulundan onay alınmadan önce ikinci fıkra uyarınca görevlendirilen birimden görüş alınır.

(4) Bankanın yurt dışı şubelerinde ve konsolidasyona tâbi ortaklıklarında, yurt dışı düzenlemelere uyumu kontrol edecek asgari birer personel görevlendirilir ve ikinci fıkra uyarınca, uyum kontrolüyle görevlendirilmiş birime bağlı olarak raporlama yapmaları sağlanır.

Belirtilen hükümlerden yola çıkarak “bankacılıkta uyum” kavramını genel anlamda “bankanın gerçekleştirdiği veya gerçekleştirmeyi planladığı tüm faaliyetlerin ve yeni işlemler ile ürünlerin banka dışı ve içi tüm mevzuata ve bankacılık teamüllerine uygun bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla yürütülen kontrol faaliyetleri” olarak ifade edebilmek mümkün görünmektedir.

“Uyum” kavramının tanımı ve kapsamı incelendiğinde gerçekten de bankaların önemli risklerden korunabilmeleri ve güvenli bir şekilde faaliyetlerini sürdürebilmeleri için son derece önemli bir kontrol alanı olduğu kolaylıkla anlaşılabilmektedir.

Yukarıda belirtilen BDDK düzenlemesine göre uyumun kesintisiz kontrolünün, iç kontrol birimi veya uyum kontrolüyle görevlendirilecek ve iç kontrol birimi ile aynı iç sistemler sorumlusuna bağlı olarak çalışacak bankanın diğer faaliyetlerinden bağımsız olarak örgütlendirilecek bir birim tarafından gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. Böylece bankacılık düzenleme otoritesi, uyum kontrollerinden sorumlu bir birim öngörmekle birlikte bu konuda ayrı bir uyum birimi oluşturulmasını zorunlu kılmamış, ancak uyum kontrollerinin iç kontrol birimi yerine ayrı bir uyum birimince üstlenilmesi halinde, söz konusu uyum biriminin de iç kontrol birimi ile aynı iç sistemler sorumlusuna bağlı olacağını belirtilmekle yetinmiştir.

Buna karşın; 5549 sayılı “Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun” uyarınca Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) tarafından 16 Eylül 2008 tarih, 26999 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan “Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine İlişkin Yükümlülüklere Uyum Programı Hakkında Yönetmelik” gereğince kalkınma ve yatırım bankaları hariç olmak üzere bankalar; Kurum politikası ve prosedürlerinin oluşturulması, risk yönetimi faaliyetlerinin yürütülmesi, izleme ve kontrol faaliyetlerinin yürütülmesi, uyum görevlisi atanması ve uyum birimi oluşturulması, eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi ve iç denetim faaliyetlerinin yürütülmesi tedbirlerinden oluşan “uyum programı” oluşturmak ile yükümlü tutulmuştur. Bahsekonu yönetmelik konu ile ilgili detaylı düzenlemeler getirmiştir.

Görüldüğü gibi uyum programı; ilgili mevzuatla getirilen yükümlülüklere uyumu sağlamak amacıyla istihdam edilen ve gerekli yetkiyle donatılan “uyum görevlisine” bağlı olarak çalışacak ve uyum programının yürütülmesiyle görevli çalışanlardan oluşan bir “uyum birimi” kurulmasını zorunlu kılmıştır. Böylelikle MASAK, bu detaylı düzenlemesi ile “uyum konusunda” bir anlamda BDDK düzenlemelerinin de ötesine geçmiştir.

Aslında suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesi (yaygın kullanım şekliyle “karapara”) mevzuatı, “uyum kontrollerinin” en temel ilgi alanlarından birisidir. Hatta “uyum” kavramının yalnızca bahsekonu mevzuat ile eş anlamlı kullanımlarına da zaman zaman rastlamak mümkün olmaktadır.

Gerçekten de suçun toplum içinde sadece belli grup ve bireyleri etkilemesi sözkonusu olmasına rağmen, bu suçlardan elde edilen suç gelirlerinin aklanması, siyasal, hukuksal, toplumsal ve ekonomik alanda çok daha önemli problemlere neden olabilmektedir. Çünkü suç ekonomisinin temel dayanaklarını ahlak ve hukuk dışılık oluşturmaktadır. Suç örgütleri örgüt içi ve dışı şiddet kullanmakta, amaçlarına ulaşmak için kamu güçlerini yolsuzluk ve rüşvet silahı ile etkisiz hale getirmeyi denemekte, suç ekonomisi –kayıtdışı ekonomi-terör-yolsuzluk-rüşvet sarmalı- ekonomide kaynakların verimli bir biçimde kullanımını sekteye uğratmakta, ekonomik, siyasi ve sosyal gelişmeyi tahrip etmekte, ulusal ve uluslararası alanda demokratik, siyasal, ekonomik  ve finansal kurumlara olan itibarı ve güveni zayıflatmaktadır.

Ekonomik bir kavram olan suç gelirlerinin aklanması ile mücadele; uyuşturucu ticareti ve diğer çıkar amaçlı organize suçlara karşı en etkili silah olarak görülmeye başlanmasıyla birlikte hukukun ilgi alanına girmiş, 20. yüzyılın son çeyreğinde suç örgütlerinin fiillerinden doğan kazançların yasal ekonomi içine  dahil edilerek aklanmasının engellenmesi, öncül suçlarla bağlantısının tespit edilerek el konulması için kimi ülkeler ayrı bir yasa ile kimi ülkeler de mevcut yasalarında değişikliklere giderek suç gelirlerinin aklanmasını ciddi ve müstakil bir suç olarak tanımlamaya başlamışlardır.

Özellikle suç gelirlerinin esas itibariyle, uyuşturucu madde kaçakçılığı gibi uluslararası boyutta gerçekleşen  örgütlü  suçlardan  kaynaklanması  ve  genel  olarak uluslararası boyutta aklanmaya çalışılması; suç gelirlerinin aklanmasına karşı  uluslararası girişimleri zorunlu kılmıştır. Sadece bir ülkenin mücadele etmesi ile önlenemeyecek boyutta olan ve fonksiyonu gereği global seviyede cereyan eden aklama tehlikesine karşı çok taraflı mücadele esaslarını belirlemek, bu esasları organize etmek, bu konuda standartlar geliştirmek ve ülkeler arasında işbirliğini tesis etmek amacı ile 1989 yılında Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force – FATF)  kurulmasına karar verilmiştir.

FATF’ın tavsiyeleri doğrultusunda diğer bir çok ülke gibi ülkemizde de konuyla ilgili çok önemli düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle 5549 sayılı “Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun” uyarınca Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) tarafından hazırlanarak 09 Ocak 2008 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan “Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik (Tedbirler Yönetmeliği)”; müşterinin tanınması, kimlik tespiti, alınan bilgilerin teyit edilmesi, bilgilerin güncel tutulması, gerçek faydalanıcının tanınması, müşteri işlemlerinin izlenmesi gibi çok kapsamlı konuları düzenlemiştir. Yine MASAK tarafından hazırlanarak 16 Eylül 2008 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan  ve yukarıda belirtilen “Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine İlişkin Yükümlülüklere Uyum Programı Hakkında Yönetmelik (Uyum Programı Yönetmeliği)”, yükümlülerin oluşturmaları gerekli uyum programı hakkında çok kapsamlı düzenlemeler getirmiştir.

Ülkemiz ekonomisi içindeki yeri ve önemi dikkate alındığında bu düzenlemelerden en fazla etkilenen sektörlerin başında bankacılık sektörünün geldiğini ifade etmek yanlış olmayacaktır. Türk bankacılık sektöründe ulusal ve uluslararası alanda var olan itibar, istikrar ve güvenin korunması için suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele son derece önemlidir. Bu konudaki düzenleme ve uygulamaların;

  • Kötü niyetli kişiler tarafından bankaların yasadışı eylem ve faaliyetler için kullanılması riskini minimize etmek,
  • Güvenli ve sağlam bir bankacılık faaliyetinin sürdürülmesinin temelini teşkil etmek,
  • Genel anlamda bankacılık sektörünün güvenilirliği ve saygınlığını korumak,
  • Diğer alanlardaki bankacılık ile ilgili kanunlara uyumun sağlanmasını kolaylaştırmak,
  • Müşteri kalitesinin korunmasını sağlamak,
  • Müşterilerin ve bankanın çeşitli dolandırıcılıklar nedeniyle zarar görme riskini azaltmak,
  • Ülke ekonomisine katkıları sayesinde bankacılığa uygun bir zemin oluşturmak

bakımından önemli etkilerinin olacağı ortadadır.

Belirtilen nedenlerle suç gelirlerinin ve terörün finansmanının önlenmesi mevzuatına uyum sağlamak amacıyla yürütülecek faaliyetlerin, banka bünyesinde yürütülen uyum faaliyetlerinin en önemli konularından olduğu kolaylıkla söylenebilir. Aslında yukarıda da belirtildiği gibi bu konudaki mevzuata uyum sağlanması, bankacılık ile ilgili diğer kanun ve düzenlemelere de uyum sağlanmasını kolaylaştırıcı bir özelliğe sahiptir.

Bununla birlikte suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesi (karapara) mevzuatının, “uyum” konusunun en önemli ilgi alanlarından birisi olmasına rağmen tek ilgi alanı olmadığını, yalnızca önemli bir parçası olduğunu belirtmekte yarar bulunmaktadır. İç Sistemler Yönetmeliği’nde de belirtildiği gibi başta Bankacılık Kanunu ve mevzuatı olmak üzere ilgili tüm mevzuat, banka içi politika ve kurallar ile bankacılık teamüllerine uyumun sağlanması “uyum” kontrollerinin “genel çerçevesini” ortaya koymaktadır. Bu nedenle bir banka bünyesinde oluşturulacak ve yürütülecek uyum çalışmalarının tüm boyutlarıyla ve bütünsel olarak ele alınması önemli ve gereklidir.

Banka faaliyetlerinin iç ve dış mevzuat ile bankacılık teamüllerine uygun olarak yürütülmesi hususunda tüm personelin sorumlulukları bulunmaktadır. Personelin kendi çalışma alanı ve göreviyle ilgili hususlarda öncelikli olarak yasal düzenlemeler ile banka iç düzenlemeleri esas alması zorunludur. Fakat bununla birlikte banka bünyesindeki uyum faaliyetlerinin öncelikli sorumlularından birisi de “uyum birimleridir”. Uyum birimlerinin ve bu birimlerde görevli personelin banka faaliyetlerinin kurallara uygun yürütülmesi, uyumsuzlukların tespit edilmesi ve giderilmesinin sağlanmasında önemli sorumlulukları söz konusudur.

MASAK tarafından hazırlanarak 16 Eylül 2008 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan ve daha önce üzerinde durulan uyum programı yönetmeliği gereğince kalkınma ve yatırım bankaları hariç tüm bankalar 01 Mart 2009 tarihine kadar zorunlu olarak uyum birimlerini oluşturmuşlardır. Fakat, bu düzenlemeden önce de bankalarımızda karapara mevzuatı kapsamında müşterinin tanınması ve uygulama esaslarının yürütülmesi konusunda merkezi birimlerin genel bir eğilim olarak oluşturulmaya başlandığı görülmektedir. Bankacılık mevzuatına göre uyum biriminin oluşturulması zorunluluğu bulunmamasına rağmen Türkiye Bankalar Birliği-Mali Suçları Araştırma Kurulu Çalışma Grubu’nun önerisi ile Türkiye Bankalar Birliği (TBB) tarafından 2007 yılında sektörün aktif büyüklüğünün %97,5’ini temsil eden 40 banka arasında yapılan anket sonuçlarına göre müşterini tanı politika ve uygulama esaslarının yürütülmesinden ve bu konudaki politikaların belirlenmesinden sorumlu bir merkezi birimin bankaların yarısından fazlasında organizasyon içinde yer verildiği ifade edilmiştir. Bankacılık sektöründe genel bir trend olarak Uyum Bölümleri (compliance) adı altında geniş bir şekilde yapılanan bu birimlerin ana fonksiyonları arasında Basel Bankacılık Denetim Komitesince belirlenen esaslar doğrultusunda; kurumsal ve merkezi bir yapının oluşturulması, risklerin belirlenmesi ve izlenmesi, yasal düzenlemelerin ve trendlerin takip edilmesi, bu risklerden kaynaklanabilecek itibari, operasyonel, yasal ve yoğunlaşma riskinin azaltılması amacına yönelik etkili bir müşterini tanı ve uyum programının oluşturulması bulunmaktadır. Bu gelişimin temel nedenlerinden birisini ülkemiz bankacılığındaki yabancı sermaye payının artması olarak belirtmek yanlış olmayacaktır. Bu şekilde, yurtdışı bankacılık sistemindeki gelişmiş uygulamalar bankacılığımızda da görülmeye başlamıştır.

Günümüzde, uyum faaliyetleri konusundaki banka uygulamalarına bakıldığında genellikle ikili bir yapı bulunduğu, özellikle büyük ve/veya yabancı sermayeli bankalarda Yasal Uyum/ Mevzuat Uyum Bölümü gibi birimler bünyesinde uyum faaliyetlerinin yürütüldüğü görülmekle birlikte bazı bankalarda ise uyum birimleri ile iç kontrol birimlerinin aynı grup veya bölüm altında faaliyet gösterdiği görülmektedir. Fakat MASAK düzenlemeleri gereği uyum birimleri ya doğrudan ya da denetim komiteleri aracılığıyla Yönetim Kurulu’na bağlı olarak faaliyetlerini sürdürmektedirler.  Bazı bankalarda uyum birimleri haricinde mevzuat bölümleri de bulunmakta olup, mevzuatın takip edilmesi, yorumlanması ve personele duyurulması mevzuat birimleri tarafından yapılmakta, bunun dışındaki uyum faaliyetleri uyum birimleri tarafından yerine getirilmektedir. MASAK mevzuatının baskın niteliği nedeniyle halihazırda uyum birimlerinin faaliyet alanlarının genelde suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesi mevzuatı ağırlıklı olduğunu, fakat bankacılık mevzuatı gereğince öngörülen uyum kontrollerinin de uyum birimlerinin temel faaliyet alanları içinde olduğunu ifade etmek yanlış olmayacaktır.

Bu aşamada bankaların uyum birimlerinde yürütülen ve/veya yürütülmesi gereken uyum çalışmaları hakkında bazı bilgiler vermek, uyum faaliyetlerinin çerçevesini anlayabilmek bakımından yararlı olacaktır. Aslında uyum birimleri bünyesinde yürütülen ve yürütülmesi gereken çalışmalar konusunda yukarıda belirtilen gerek MASAK, gerekse de BDDK düzenlemeleri temel hususları detaylı olarak düzenlemiştir.  Fakat yine de bu düzenlemelerin içeriğini tüm boyutlarıyla ortaya koyabilmek bakımından daha geniş ve bütünsel bir değerlendirme yararlı olacaktır. Bu kapsamda bankalarda uyum birimleri bünyesinde yürütülen ve/veya yürütülmesi gereken uyum faaliyetleri hakkında aşağıda belirtilen hususları belirtebilmek yanlış olmayacaktır.

  • Bankanın gerçekleştirdiği faaliyetlerin ilgili mevzuata, banka içi politika ve kurallar ile bankacılık teamüllerine uyumunun sağlanmasına yönelik periyodik gözden geçirme ve kontrollerin yapılması, uyum seviyelerinin ve uyum risklerinin tespit edilmesi, uyumsuzlukların raporlanması, uyumsuzlukların giderilmesine yönelik etkin bir takip mekanizmasının geliştirilmesi ve giderilmesinin sağlanması,
  • Bankanın gerçekleştirmeyi planladığı faaliyetlerin ilgili mevzuata, banka içi politika ve kurallar ile bankacılık teamüllerine uyumunun sağlanmasına yönelik görüş verilmesi,
  • Yeni işlemler ve ürünler ile mevcut ürün ve hizmetlerdeki değişikliklerin ilgili mevzuata, banka içi politika ve kurallar ile bankacılık teamüllerine uyumunun sağlanmasına yönelik görüş verilmesi, bu konuda iş kolları ile beraber çalışılması,
  • Mevzuat değişikliklerinin ve trendlerin yakından takip edilmesi, değişikliklerin yorumlanması ve en kısa sürede duyuru, genelge, yazışma vb. şekillerde çalışanların bilgilendirilmesi,
  • Mevzuat ile ilgili bölüm, birim ve şubelere danışmanlık hizmeti verilmesi, mevzuata ilişkin sorulan soruların yanıtlanması, karşılaşılan sorunların çözümü için destek verilmesi, uygulamalara rehberlik edilmesi,
  • Uyum riskini ortadan kaldırmak üzere politika ve prosedürlerin, yönetmelik ve uygulama talimatlarının yayınlanmasının ve güncelliğinin sağlanması, bunların hazırlanması aşamasında görüş verilmesi,
  • Personelin mevzuat yönündeki eksikliklerinin tespit edilmesi, eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi, gerekli materyalin geliştirilmesi, eğitim verilmesinin sağlanması,
  • Yurt dışı şubelerde ve konsolidasyona tabi ortaklılarda faaliyet gösterilen ülke mevzuatına uyumu kontrol edecek yeterli sayıda personel görevlendirilmesi, uyum kontrol çalışmalarının yapılması, çalışmalarının değerlendirilmesi, üst yönetime raporlanması, aksaklıkların giderilmesine yönelik gerekli aksiyonların alınması,
  • Suç gelirlerinin aklanmasının ve terörizmin finansmanının önlenmesi mevzuatı kapsamında banka politika ve prosedürlerinin oluşturulması, yönetim kurulunun onayına sunulması, güncellenmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılması,
  • Suç gelirlerinin aklanmasının ve terörizmin finansmanının önlenmesi kapsamında risk yönetimi faaliyetlerinin yürütülmesi,
  • Suç gelirlerinin aklanmasının ve terörizmin finansmanının önlenmesi kapsamında İzleme ve kontrol faaliyetlerinin yürütülmesi,
  • Suç gelirlerinin aklanmasının ve terörizmin finansmanının önlenmesi mevzuatı kapsamında riskli müşteri, işlem veya hizmetlerin izlenmesi ve kontrol edilmesi, uyumsuzlukların raporlanması,
  • Şüpheli işlem bildirimlerini tespiti, hazırlanması ve uyum görevlisinin değerlendirmesine sunulması,
  • Şüpheli işlem bildirimlerinin uyum görevlisi tarafından MASAK’a bildirilmesi,
  • Suç gelirlerinin aklanmasının ve terörizmin finansmanının önlenmesi mevzuatı kapsamında yıllık eğitim programının hazırlanması ve Yönetim Kurulu onayının alınması,
  • Suç gelirlerinin aklanmasının ve terörizmin finansmanının önlenmesi mevzuatı ve eğitim programı kapsamında eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi, eğitimci desteği verilmesi, tüm personele eğitim verilmesinin sağlanması,
  • Suç gelirlerinin aklanmasının ve terörizmin finansmanının önlenmesi mevzuatı kapsamında gerçekleştirilen iç denetim faaliyetlerine ilişkin olarak; yıllık işlem hacmi, toplam personel sayısı ve toplam şube, acente ve benzeri bağlı birimlerinin sayısı, denetlenen şube, acente ve benzeri birimlerin sayısı, bu birimlerde yapılan denetimlerin tarihleri, toplam denetim süresi, denetimde çalıştırılan personel ve denetlenen işlem sayısına ilişkin bilgileri içeren istatistiklerin, her yılın Mart ayı sonuna kadar uyum görevlisi tarafından MASAK’a bildirilmesine yönelik çalışmaların gerçekleştirilmesi,
  • Uyum görevlisinin gözetiminde MASAK ile iletişim sağlanması, MASAK tarafından istenilen bilgi ve belgelerin istenilen biçim ve yönteme uygun olarak verilmesi,
  • İtibari, operasyonel, yasal ve yoğunlaşma riskinin azaltılması amacına yönelik banka bünyesinde etkili bir “müşteri tanıma” sisteminin oluşturulmasına yönelik çalışmaların gerçekleştirilmesi, gerekli yönlendirmelerin yapılması,
  • Suç gelirlerinin aklanmasının ve terörizmin finansmanının önlenmesi mevzuatı kapsamındaki banka politikalarını da kapsayacak şekilde “Banka genel uyum politikalarının” hazırlanması ve yönetim kuruluna sunulması, yayımlanmasının ve uygulanmasının takip edilmesi,
  • Yıllık uyum raporu hazırlanarak uyum sonuçlarının Denetim Komitesi ve Yönetim Kurulu’na sunulması,
  • Yıllık yasal uyum planının hazırlanması, planda belirtilen çalışmaların gerçekleştirilmesi,
  • Tüm çalışanların etik ilkelere uygun hareket etmelerini sağlamaya yönelik politika ve stratejilerin geliştirilerek yönetim kurulu onayına sunulması,
  • Personel Davranış Kuralları, Hediye Kabul Etme Kuralları, Hediye Verme ve Bağış Yapma Kuralları, Gizlilik, Kişisel İşlemlerle İlgili Bilgi Verme, İşlem Yasakları gibi dokümanların hazırlanması, tüm personele duyurulması ve uygulamaların takip edilmesi konusunda çalışmalar gerçekleştirilmesi,
  • Tüm şube ve birim iç denetim/teftiş raporları ile iç kontrol birimi raporlarının uyum açısından gözden geçirilmesi, uyumsuzluklar konusunda gerekli yönlendirmelerin yapılması,
  • Basım öncesi tüm pazarlama ve reklam malzemelerinin içeriklerinin doğru olması, yanıltıcı olmaması ve düzenlemelere uygunluğu kapsamında değerlendirilmesi,
  • Ürün ve hizmetlerin haksız rekabet yaratacak unsurlar taşımamasını sağlamak amacıyla gerekli kontrollerin yapılması,
  • Bankada yürütülen projelere katılım sağlanması ve uyum konusunda projelerin yönlendirilmesi,
  • Kriz yönetiminde banka isim ve saygınlığının korunması, kural ihlallerinin çözümü için banka yönetimine destek verilmesi,
  • Banka garantisi/kontrgarantilerin incelenmesi, değerlendirilmesi ve onay verilmesi.
  • Muhabir bankalardan SWIFT, e-posta, posta gibi çeşitli yollarla gelen anket formlarının (AML-Anti Money Laundering Questionnaire) cevaplanmasına yönelik sürecin kontrol edilmesi, etkin işlemesinin sağlanması,
  • Tüm müşteri önerileri / şikayetlerinin incelenmesi ve cevaplanması sürecinin kontrol edilmesi, bankanın prestij kaybına sebebiyet verebilecek kategorideki şikayetler ile ilgili gerekli düzeltici aksiyonların alımasının sağlanması ve takip edilmesi,
  • Düzenleyici otoriteler tarafından öngörülen raporların hazırlanması ve ilgili otoriteye zamanında gönderilmesi,
  • Düzenleyici otoritelerle iyi ilişkiler geliştirilmesi

gibi hususları belirtmek mümkündür. Fakat BDDK ve MASAK düzenlemeleri temelinde uyum konusunda banka bünyesinde yürütülebilecek çalışmaların her türlü mevzuat kapsamında çok çeşitlilik gösterebileceği açıktır. Bu konuda belirleyici olan; mevcut düzenlemeler ve bankanın faaliyet alanıdır.

Görüldüğü gibi, bankacılık ve suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesi mevzuatı başta olmak üzere sermaye piyasası, sigortacılık, çalışma, dış ticaret gibi banka faaliyetleri ile ilgili her türlü mevzuat, uyum birimlerinin ilgi alanına girmektedir ve bu birimlerin faaliyetleri yasal düzenlemelere uyumsuzluk nedeniyle çıkabilecek riskleri ve yaptırımları önleyebilmek, bankanın itibarını ve saygınlığını korumak, zarar görme riskini azaltmak bakımından son derece önemlidir. Bu düzenlemeler ve uygulamalar Türk bankacılığının güvenli, sağlam ve saygın konumunu korumak ve güçlendirmek bakımından da önemli katkılar sağlayacak niteliktedir.

Yurt dışı bankacılık anlayış ve uygulamalarına bakıldığında da uyum (compliance) faaliyetlerinin başta müşterinin tanınması ve karapara mevzuatı olmak üzere banka faaliyetlerinin tüm yasal düzenlemelere uyumunun sağlanmasına yönelik olarak büyük önem verilen faaliyetler olduğu, banka organizasyonlarında bu öneme uygun yapılanmalar oluşturulduğu görülmektedir. Yukarıda bahsedilen düzenlemeler, bankacılığımızın uluslararası bankacılığa entegrasyonu ve bu entegrasyonun devamlılığı bakımından da son derece önemlidir.

Bu nedenle banka yönetimlerinin düzenlemelere uygun kararlar almaya özen göstermesi, uyum birimlerine yönelik üst yönetim desteğinin sağlanması, yeterli kaynakların ayrılması, faaliyetlerin ağırlığına ve önemine uygun bir kadronun oluşturulması, yeterli yetki ile donatılması, faaliyet sonuçlarının yakından takip edilmesi, gerekli aksiyonların zamanında alınması, düzenleyici ve denetleyici otoritelerin bankaların faaliyetlerini yakından izlemesi, bankalarda oluşturulan sistemi gözden geçirmesi ve eksikliklerin giderilmesini sağlaması, gerekli düzenlemeleri zamanında yapması ve düzeltici önlemleri zamanında alması önem kazanmaktadır.

Kaynaklar:

  • Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı ile Mücadelenin Önemi ve Türk Bankacılık Sisteminde Uygulama Kılavuzu, Türkiye Bankalar Birliği, http://www.tbb.org.tr/Dosyalar/userfiles/file/bankacilikta_iyi_uygulamalar/TBB%20Klavuz%20180805.doc, 26/08/2009

 

  • Para Aklama Riskinin Yönetimi ve Türk Bankacılık Sisteminde Uygulama Kılavuzu, Türkiye Bankalar Birliği Masak Çalışma Grubu, Bankacılar Dergisi, Sayı: 60, 2007

 

  • Bankaların Müşterilerini İncelemesi, Basel Bankacılık Denetim Komitesi, Bankacılar Dergisi, Sayı:39, 2001, http://www.tbb.org.tr/Dosyalar/Arastirma_ve_Raporlar/CustomerDueDiligence_pel_Aralik2001.doc, 26/08/2009

 

  • Çatıkkaş, Özgür Yrd. Doç. Dr.; Yurtsever, Gürdoğan ; Bankacılık Sektöründe Bilgisayar Destekli Denetim, Vergi Sorunları Dergisi, Gelirler Kontrolörleri Derneği, Sayı: 251, Ağustos 2009

 

  • 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, 18 Ekim 2006 tarih ve 26323 sayılı Resmi Gazete

 

  • Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine İlişkin Yükümlülüklere Uyum Programı Hakkında Yönetmelik, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, 16 Eylül 2008 tarih ve 26999 sayılı Resmi Gazete

 

  • Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, 09 Ocak 2008 tarih ve 26751 sayılı Resmi Gazete

 

  • http://www.masak.gov.tr

 

  • http://www.tbb.org.tr

 

Gürdoğan Yurtsever

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.